Header Ads

Kıssaden Hisse

Bazı yazılar vardır insanlar okusun ibret alsınlar diye yazılmışlardır ya gerçektir yada masal ama gerçek olan şudurki her okunası yazıda mutlaka insanların yararlanacağı bir"kıssadan hisse" vardır

Şimdi size okuduğum bir "kıssadan hisse"yi aktarıyorum

Yolda karşılaştığımızda ezan okunuyordu. - Gel seni camiye götüreyim.Bugün cuma biliyorsun.. dedim - Sen de benim camiye gitmediğimi biliyorsaun.. dedi - Biliyorum ama sebebini gerçekten merak ediyorum - Ne bileyim, olmuyor işte. Hem pantolonumun ütüsü bozulup dizleri çıkar diye endişe ediyorum..dedi - Gayri ihtiyari gülmeye başladım. - Herhalde şaka yapıyorsun.Bunun için cami terk edilir mi ? .. dedim - Ciddi söylüyorum.Giyimime ve özellikle yeşile düşkün olduğumu bilirsin... dedi - Gerçekten de öyleydi.Giydiği birbirinden güzel elbiseleri; mutlaka yeşilin bir başka tınundan seçer ve herzaman ütülü tutardı.. - Peki.. dedim . Hayatında hiç camiye gitmedin mi ? - Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim.Hem o yaşlarda dizlerim aşınacak diye herhalde endişe etmiyordum.Fakat artık camiye gidebileceğimi zannetmiyorum..Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişman etmişti. Daha sonra tokalaşıp ayrıldık.Onunla konuşmamızdan iki ay sonra; kendisinin camide olduğunu söylediler.Bahçedeki namaz safının en önünde duruyordu ve yine yeşiller vardı üzerinde.Yavaşça yanına yaklaştım ve Kısık sesle :Hani gelmeyecektin ? ..dedim.Hiç ses çıkartmadı.Çünkü musalla taşının üzerinde , yeşil örtülü bir tabut içinde yatıyordu..,

3 yorum

fisunlahersey dedi ki...

hikaye güzel paylaşımın için teşekkür ederim canım :)
sen nası acemisin böyle? ne güsel gelmiş izlemeye almışsın benim sayfamı,bak bi tıkla bende sana geldim,meleğinin resmini gördüm sabah sabah yine içim burkuldu :(
ne diyim canımm bee,sabrını vermiş sana yüce rabbim çooooook öpüyorum seni güzelmi güzel bi hafta geçiresin inşallah :)

Mehpare ÖĞÜT dedi ki...

Sevgili arkadaşım, mağlum bir süredir bloğumla ilgilenemiyor ve sizleri de ziyarete gelemiyordum..Bloğumda halledemediğim sorunlar nedeniyle bir ara bloğumu kapatma kararı almıştım ancak bunca zaman verdiğim emek ve siz değerli dostlarımdan ayrı kalamayacağımı anladığım için yeniden aranıza döndüm. Bu süre içinde beni yalnız bırakmayıp değerli mesajlarınızla destek olduğunuz içinde çok teşekkürler ediyorum. Sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Her şey gönlünüzce olsun… Görüşmek üzere arkadaşım

ahmed dedi ki...

SEVGİYİ DUYMAK

Bebeğimi görebilir miyim" dedi yeni anne. Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı Bebeğin kulakları yoktu...
Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı. Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı . Hıçkırıyordu... Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığıydı; ağlayarak "Büyük bir çocuk bana ucube dedi..." Küçük çocuk bu kadersizliğiyle büyüdü. Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça da başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile olabilirdi; eğer insanların arasına karışmış olsaydı. Annesi, her zaman ona "Genç insanların arasına karışmalısın" diyordu, ancak ayni zamanda yüreğinde derin bir acıma ve şefkat hissediyordu Delikanlının babası, aile doktoru ile oğlunun sorunu ile ilgili görüştü; "Hiçbir şey yapılamaz mı?" diye sordu. Doktor "Eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapılabilir" dedi. Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya başlandı. İki yıl geçti bir gün babası "Hastaneye gidiyorsun oğlum, annen ve ben, sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır" dedi. Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı.

Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen genç, okulda ve sosyal hayatında büyük başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat oldu. Yıllar geçmişti, bir gün babasına gidip sordu: "Bilmek zorundayım, bana bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir şey yapamadım..." Bir şey yapabileceğini sanmıyorum" dedi babası, "fakat anlaşma kesin, su anda öğrenemezsin, henüz değil..." Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi. Ancak bir gün açığa çıkma zamanı geldi... Hayatinin en karanlık günlerinden birinde, annesinin cenazesi basında babasıyla birlikte bekliyordu. Babası yavaşça annesinin başına elini uzattı; kızıl kahverengi saclarını eliyle geriye doğru itti annesinin kulakları yoktu. "Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu" diye fısıldadı babası"..ve hiç kimse annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi?

Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı değildir, ancak kalptedir!

Gerçek mutluluk, gördüğün şeyde değil, asıl görünmeyen yerdedir... Gerçek sevgi, yapıldığı bilinen şeyde değil,yapıldığı halde bilinmeyen şeydedir

Sevgilerimle....

alıntı

selam ve dua ile kardeşim

Blogger tarafından desteklenmektedir.