Ana sayfa » » Kadınların çantaları ne anlatır?

Kadınların çantaları ne anlatır?


Kadınların kişilikleriyle çantaları arasında nasıl bir ilişki kurulabilir? Kadınlar çantalarını neden erkekleri seçer gibi seçmek isterler? Tatilde alınan çanta ne anlatır? Sosyolog Jean Claude Kaufmann'ın kafasını 18 ay boyunca bu sorular kurcalamış. Yanıtları ve daha fazlası 'Çanta' kitabında...

Çanta neden önemlidir? Elbette erkekler için de bu sorunun cevabı üzerine düşünülebilir ama Fransızların popüler sosyoloğu Jean Claude Kaufmann, pek de anlaşılmaz olmayan bir biçimde soruya kadınlar açısından yanıtlar aramış. 18 ay boyunca yürüttüğü çalışmasında moda blogları arasında mekik dokuyup kadınlarla anket çalışması yürütmüş; çantasıyla ilişkisini şiirlerle anlatanlar, rüyasında sürekli çantasını kaybettiğini görenler, çantasız çıktığında kendisini çıplak hissedenler, çantası karıştırılınca hastalanabileceğini söyleyenler... Bu 'çanta hastalarına' karşılık çantalarına sıradan işlevleri dışında anlam yüklemeyenler ve hatta erkeklerin kadın çantalarını karıştırmaktan çekinmelerini anlaşılmaz bulanlar... 


MAHREM BELLEK MÜZESİ
Aslında konu yeni sayılmaz. Daha önce Kelley Styring gibi isimlerin 'El Çantasının Arkeolojisi' gibi çalışmalarının yankısı bizim buralara kadar ulaşmıştı. Kaufmann ise çantaların dökümlerinden yola çıkılarak yapılan bu tür çalışmaların çantaların gizemlerini ortaya çıkarmaya yetmediğini düşünüyor. Kadınların bizzat kendi söylediklerinden, hikayelerinden yola çıkmasının nedeni bu arayışı. Geçen yıl Fransa'da yayınlanan kitabı bugünlerde Can Yayınları tarafından 'Çanta' adıyla Türkçe'ye çevrildi. 

Haberin başındaki soruya dönelim. Çantayı, bizzat bu obje vasıtasıyla genişleyen öz benliğin dünyası, hayattaki olaylara göğüs germeyi sağlayan nesnelerin koruyucusu ve belki de en önemlisi, 'mahrem belleğin müzesi' olarak görüyor Kaufmann. Önemini artıran diğer bir unsursa bütün bu işlevleri varlığını fark ettirmeyerek, hayatı hafifleştiren yardımsever bir arkadaş gibi yerine getirmeyi becermesi. 

ÇANTA-KİMLİK İLİŞKİSİ
'Bana çantanın içindekileri söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim' gibi bir deyimin geçerlilik payı büyük müdür? Kişiye ait her davranışın, yine o kişiye özel belli bir hafızanın ve ahlakın taşıyıcısı olduğunu söyleyen Aristo, muhtemelen bu soruya 'Kesinlikle evet' cevabını verirdi. Fakat Kaufmann'ın bu kadar emin olduğunu söylemek zor. Aristo'yu desteklese de işin biraz daha karmaşık olduğunu, kalp ve beyin arasında gidip gelen bir 'denge' kavramını öne sürerek açıklıyor. Çantanızda uzunca süredir sakladığınız bir objeyi düşünün. Beyin size şöyle diyor; 'O harika anının hatırası, bu ağırlığı yıllarca taşıyıp yorulmaya değer mi?' Kalbin çağrısını tahmin etmek güç değil; 'Ağırlıklarla, kilolarla anıların hatırası karşılaştırılabilir mi?' Günlük gereksinimleri saymazsak, bir kadının çantasında rastlanılan 'ilginç' bir objenin orada bulunması, o kişinin bu iki çağrıdan hangisini tercih ettiğine bağlı. Kaufmann'a göre beynin ve kalbin çağrısına verilen toplam cevaplar ikisinin arasında bir dengeye işaret ediyor; bazıları için kalbin, hemen hemen aynı orandaki bazıları için beynin çağrısına kulak veriliyor. 

Bu karmaşıklığa karşın çanta-kimlik-imaj ilişkisi hakkında net çıkarımları da var Kaufmann'ın. Herkesin sahip olmak istediği imajın, aslında daha derinlerde bulunan kimliğiyle ilişkili olduğunu, çanta değiştirmeyi zor bulanların değişmez bir kimliği arzuladığını düşünüyor. Çok çantalı kadınlar içinse anketlerden şöyle bir ipucu çıkarıyor; kendisini taşıyanın kimliğiyle ilişki kurma konusunda en davetkar çantalar, tatillerde ya da önem verilen ziyaretlerde alınanlar... Kaufmann'ın bu teorisini dayandırdığı, güzel bulduğu örneği Nora'nın anlatımı; 'Tatilden çanta getirmek, sonra onu günlük hayatıma sokmak benim için 'sadece' her günkü Nora olmadığımı anımsamanın bir yolu. Başka yüzlerim olduğunu hatırlıyorum.' 

ÇANTA SEÇİMİ VE ERKEKLER
Kaufmann'ın çanta ve arkadaşlık arasında kurduğu benzerlik ilişkisinden yukarıda bahsettik... Kaufmann'ın konuştuğu bazı kadınlar, benzer bir ilişkiyi çanta ve erkekler arasında da kurmuş. Ankete katılanlardan Frida çantayı nasıl seçtiğini anlatıyor; 'Çanta biraz erkek gibi seçilir. Hoşumuza gitmeli elbette ama en çok da pratik olmalı. Ne fazla sert, ne fazla yumuşak... Fazla sertse bırakıldığında kırılır, fazla yumuşaksa bırakıldığında tüm içindekini şöyle bir görmenize izin verir. Çanta yıldırım aşkıyla seçilir. Çantaya dokunulur, bir nefeste içine çekilir, epey nazikçe açılır, gözlerinin sayısı denetlenir, dayanıklılığı test edilir. Az ama kalitelisine sahip olmak makbuldür. Erkekler gibi!' Bizim sosyolog bu sözler karşısında ufak çaplı bir şaşkınlık yaşamış, benzetmenin gerçek hayatta pek de pratik sayılamayacağını düşünmüş. Fakat Frida'yı ikna edememiş. Sonuçta vardığı kanı şu; 'Hayali, çanta seçtiği gibi erkek seçebilmekti.' 

BÜYÜK MARKALARI BEKLEYEN TEHLİKE
Kaufmann'a göre kadınların çantalarıyla ilgili en büyük paradoks; çantanın mahrem faydacı işleviyle, onun bir cazibe nesnesi olarak sürekli daha fazla gözler önüne serilmek istenmesi. Herkese gösterilmesi gereken cazibenin, işlev ve mahremiyet kadar önem kazanmasının tarihini aristokrasi geleneğine kadar uzatıyor. Bütün sosyal katmanların bu geleneği paylaşmasıysa, gerçek lüksün tek sahibi aristokrasinin ortadan kalkmasına dayanıyor. 

Çantalar için önemli dönüm noktalarından biri 1984'te Hermes'in Birkin modelinin doğması. Birbirleriyle rekabet eden markalar bu özel adlarla çantaları genel olarak giyimden ayırarak kişiselleştiriyorlar. Bu fazlasıyla özel şeylere sahip olmak için aylarca, bazen yıllarca sırada beklemeniz gerekiyor. 'Fakat' diyor Kaufmann, 'Bu büyük markaları tehdit eden bir tehlike var. İnsanların büyük markalar yerine estetiğe ve özgünlüğe yönelmesi.' Marc Jacobs gibi bir tasarımcının, hiçbir 'asil' özelliği bulunmayan malzemelerle, alışık olunmayan biçimlerde çanta üretip 40 bin Euro'ya satma 'deliliğini', bu tehdite karşı bir çözüm denemesi olarak görüyor. Fakat yakın gelecekte büyük markaların mı, özgün tasarımların mı kazanacağı konusunda öngörü bildirmiyor.

Akşam

0 yorum: